Bir kaç yıl önce acı bir kazaya şahit olmuştum. Motosikletiyle sakin bir şekilde giden sürücüye, karşıdan hızla gelen bir araç çarpmış, motosiklet bir tarafa, sürücüsü diğer tarafa fırlamıştı.. Beklenmedik bir anda kazaya uğramış olmanın şaşkınlığı ile sürücü yerden kalkıp, kendine çarpan aracın sürücüsüne var gücüyle yumruk atmaya çalışmıştı. O anki yüz ifadesi ve bu ifadesinde hissettiklerim aklımdan hiç çıkmadı..
Sanki diyordu ki; belki sakat kalacağım, belki de öleceğim, yaşama hakkımı elimden nasıl alırsın, ben sana ne yaptım! Şu anda sana çok kızgınım, acının şokundayım, aynı acıyı sana da yaşatmak istiyorum..
Fakat yumruğu kısa bir süre havada asılı kaldıktan sonra, hiçbir şey yapamadan olduğu yere yığılıp, titreme nöbetine tutulmuştu. Evet tüm bunları acı, çaresizlik ve kızgınlık dolu yüzünde hissettim.. Bu talihsiz olay gözlerimin önünde yaşanırken, çok üzülmüş ve kazazedeye iyileşmesi için dua etmiştim..
Kimbilir, belki de tanrının, hayatımızda başka türlü yaşatacağı kazaları ve duyguları önceden haber verme ve bize gösterme şekliydi bu!..
İşte yıllar sonra ben hayat yolumda sakince giderken, karşıma sen çıktın. Bütün hayatıma şiddetle çarpıp, bana aynı duyguları yaşattın...
Yumruğum havada asılı kaldı, olduğum yerde acıdan titreyip, ölmemek için direniyorum...
Tülin Calip
3 Haziran 2016 Cuma
1 Haziran 2016 Çarşamba
Senin bana doğru esişinle,
İçimde çırpınan bu
Söz dinlemez kuşu
Serbest bıraktım..
Kalbini seçti kendine
Yuva diye.
Reddettiğim ne varsa
Katı bir disiplinle,
Yumuşadı, uysallaştı şimdi,
Sevgiyle akan bir
Nehre dönüştü
Haziran güneşinde...
Bekle,
Şefkat; önce seni yazan,
Sonra yanağını okşayan
Ellerimle gelecek yüzüne...
Tülin Calip
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

